Erice Köyü ve Ballıkkaya: Banaz Çayı Kıyısında Saklı Bir Orta Çağ Yerleşimi
Uşak-Sivaslı hattında, Bulkaz Dağı'nın eteklerinde ve Banaz Çayı’nın hayat verdiği bu bölge; Roma’dan Bizans’a, oradan Türk-Yörük kültürüne uzanan kesintisiz bir yerleşim dokusuna sahiptir. 1970'li yıllarda yapılan ilk bilimsel tespitler, bölgenin sadece doğal bir güzellik değil, aynı zamanda nitelikli bir dini merkez olduğunu kanıtlamıştır.
1. Arkeolojik Katmanlar ve Tarihleme
Frig ve Roma İzleri: Köyde bulunan Phrygia tipi mezar stelleri ve Roma çağı kitabeleri, yerleşimin antik kökenlerini belgeler. Özellikle bölgedeki kaya yapısı, Frig ruhunun o meşhur kaya oyma geleneğini Roma döneminde de sürdürdüğünü göstermektedir.
X. Yüzyıl (Orta Bizans) Zirvesi: Ballıkkaya mevkisinden getirilen ve günümüzde sivil bahçelerde korunan sütun başlıkları ile mimari tezyinatlar, bölgenin MS 10. yüzyılda mimari açıdan en parlak dönemini yaşadığına işaret eder. Bu parçalar, "çok iyi işçilik" örnekleri olarak Orta Bizans sanatının tipik özelliklerini taşır.
2. Ballıkkaya Kilisesi ve Kaya Birimleri
Banaz Çayı’nın hemen kıyısındaki yaklaşık 40 metrelik sarp kaya bloğu (Ballıkkaya), stratejik ve spiritüel bir merkez olarak kullanılmıştır:
Kaya Oyma Birimleri: Kayalık alanın üst ve yan yüzeylerinde, sadece ibadet alanı değil, münzevi yaşamına uygun barınaklar ve nişler yer almaktadır.
Dini Sembolizm: Çiftlik köyü misafir odasında tespit edilen "refrigerium" (serinleme motifi) havi korkuluk levhası, Erken Hristiyanlık ve Bizans teolojisindeki "cennet ferahlığı" kavramının bölgedeki sanatsal dışavurumudur. Bu tip buluntular, kilisenin iç mekan zenginliği hakkında önemli ipuçları vermektedir.
3. Keşif Notu (1970’ten Günümüze)
Bölgedeki ilk incelemeler, Banaz Çayı köprüsü kuzeyindeki bu yerleşimin potansiyelini ortaya koymuş ancak kapsamlı bir arkeolojik kazı sürecine gidilmemiştir.
Not: Bu içerik kültürel mirasın tanıtılması amacıyla hazırlanmıştır. Arkeolojik alanlarda izinsiz kazı yapmak ve kültür varlıklarına zarar vermek Türk yasalarına göre suçtur.


