Frigya’dan Lidya’ya İnen Yol: Banaz – Uşak – Eşme Hattı ve Bir Selçuklu Sultanının Son Seferi

Anadolu’nun iç yaylalarını Ege havzasına bağlayan en eski geçiş koridorlarından biri Frigya ile Lidya arasındaki sınır hattıdır. Bizans kronikleri bu bölgeyi şehir isimleriyle değil, daha geniş bir coğrafi tanımla ifade eder: “Phrygia’dan Lydia’ya inen yollar.” Bugünkü coğrafyada bu hat büyük ölçüde Banaz – Uşak – Eşme – Alaşehir güzergâhına karşılık gelir. Antik çağdan Roma ve Bizans dönemine kadar kullanılan askeri ve ticari yollar da aynı doğal geçitleri takip etmiştir.

Frigya yaylasından batıya ilerleyen bir ordu için en uygun rota Afyon üzerinden Banaz ovasına, oradan Uşak platosuna, ardından Eşme geçitlerine ulaşan hattır. Bu koridor hem geniş düzlükleri hem de su kaynakları sayesinde büyük orduların ilerlemesine elverişliydi. Roma döneminde açılmış taş yollar ve kervan güzergâhları da bu yolu yüzyıllar boyunca canlı tutmuştur. Selçuklu orduları Batı Anadolu seferlerinde bu kadim güzergâhı kullanmıştır.

Bu yolu izleyen en önemli seferlerden biri, Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in Batı Anadolu seferidir. Konya’dan hareket eden Selçuklu ordusu önce Akşehir ve Afyon üzerinden Frigya yaylasına ulaştı. Ardından Banaz geçidi üzerinden Uşak havzasına girdi. Buradan batıya yönelen ordu Eşme platosuna çıktı. Eşme, Frigya ile Lidya arasındaki doğal eşik bölgesidir; buradan sonra başlayan dağ geçitleri Lidya’nın geniş ovasına açılır.

Selçuklu ordusu Eşme geçitlerini aşıp aşağıya indiğinde karşısında Lidya’nın önemli şehirlerinden biri olan Alaşehir ovası bulunuyordu. Bizans döneminde Philadelphia adıyla bilinen bu şehir, İznik İmparatorluğu’nun Batı Anadolu’daki en güçlü savunma merkezlerinden biriydi. Doğudan gelen Türk ilerleyişine karşı bir sınır kalesi gibi işlev görüyordu.

1211 yılında burada Selçuklu ordusu ile İznik İmparatorluğu ordusu karşı karşıya geldi. Bizans imparatoru Theodore I Laskaris ordusunu Alaşehir ovasında topladı. Kaynaklarda Battle of Antioch on the Meander adıyla geçen bu savaş, Anadolu Selçuklu tarihi için dönüm noktalarından biridir.

Savaşın en kritik anında Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev bizzat hücuma katıldı. Ancak çarpışmanın ortasında hayatını kaybetti. Sultan’ın ölümü Selçuklu ordusunda büyük bir sarsıntı yarattı ve ordu geri çekilmek zorunda kaldı.

Selçuklu emirleri sultanın naaşını savaş alanında bırakmadı. Bizans ordusunun eline geçmemesi için cenaze hemen koruma altına alındı ve ordu geldiği güzergâh üzerinden Anadolu içlerine doğru geri çekildi. Böylece sultanın naaşı Alaşehir ovasından tekrar Eşme geçitlerine, oradan Uşak platosuna, ardından Banaz ovasına ve Afyon üzerinden Konya’ya götürüldü. Yani Selçuklu sultanının son yolculuğu da seferde izlediği aynı tarihî koridoru takip etti.

Konya’ya ulaştırılan sultan, Selçuklu devletinin başkentindeki en önemli ibadet ve devlet yapılarından biri olan Alaeddin Camii avlusunda bulunan Selçuklu sultanları türbesine defnedildi. Böylece Frigya yaylasından Lidya ovasına uzanan bu kadim yol, yalnızca bir seferin değil, aynı zamanda bir Selçuklu sultanının son yolculuğunun da tanığı oldu.

Banaz – Uşak – Eşme hattı bu nedenle yalnızca bir coğrafi geçiş değil, Anadolu’nun askeri ve siyasi tarihini şekillendiren stratejik bir koridor olarak önem taşır. Frigya’dan Lidya’ya inen bu yol, antik çağdan Selçuklu dönemine kadar orduların, kervanların ve imparatorlukların kaderini belirleyen geçitlerden biri olmuştur.

Resim
X